8 Mart 2012 Perşembe

Adı Koyulamayan Gün


Adı Koyulamayan Gün
          

                         
günün ilk dakikalarında bolu'dakiyle konuşuyorlardı. onun çiçekli 'efil efil' yazlık tumanını görüp sevdiler. bir iki de dedikodu yapıp kapattılar bilgisayarı. ne kadar özlemişler onu. keşke o da olsaydı. esmerin sağ yanı boştu.

kırmızı tonton olanın odasına geçtiler. aslında kırmızı'nın niyeti her zamanki muhabbetlerden yapıp biraz gülmekti ama çok gezmek esmer olanı yormuş, uyuyakalmayı tercih etti. birkaç saat sonra kırmızı olan da uykuya dalmıştı.

sabah helikopter saçlının 'gerizekalılarr…' diye cıngışmasıyla irkildiler. kırmızı olanın ablasıydı helikopter saçlı. az sonra hakan da geldi. hiç bir yerden eksik kalmaz ki. sesi de boru gibi. isterseler uyanmasınlar..dı.. uyandılar.. :)) 'ya seni var yaa...' şeklinde başlayan birkaç cümleden sonra yataktan da kalktılar. yüz yıkamasıydı, giyinmesiydi, makyajıydı, saçıydı derken banyoyu işgal ettiler. hakan banyoya girmeyi yasaklayınca kırmızı olan salondaki aynayı kullandı. aynasız olmaz ki.. esmer olan da işini orda tamamladı. 'hadi, hadi…!!' diye diye çıkardılar evden. olsun! arabada da dikiz aynası var.. :))

çınar'a gittiler. 9 buçuk metre neredeyse çevresi. esmer olan bayıldı ağaca. altında kahvaltı yapmak gibisi mi var zaten? kırmızı olan kendini kahvaltıya vermiş, gördüğü şeye bir daha bakıp vakit kaybetmedi. aklınca (!).. bu kız bir gün patlardı. kahvaltının sonunda da öyle oldu. patlayacaktı sanki… 'ali kemal abla'nın arkasından arabaya yürüyüp bindiler. açtılar müziği de. cıngışa cıngışa kirazlı'ya gitmenin vakti

park dinlediler. 'kalbin birine takılırsa hemen atlaaa..' sevdiler şarkıyı.
nil dinlediler. onun her şarkısı güzel zaten.
ooy! yanlış yola sapmışlar. yüksek seste müzik dinleyip bağıra bağıra eşlik etmeleri için az daha vakit doğdu. buna da sevindiler. bağırmaya devam ettiler. 'içkiiii nediiiirrr bilmezdiiimm...' çok özlemişler, uzunca (!) bir süredir bağrışmamışlar gibi. yol bitti, indiler. esmer olan hırka almayı, aylan'dan istemeyi unutmuş. üşüyecekti...

kurulu bir ses düzeni gördüler. e buna da sevindiler. ses düzeni varsa oynancak bir çiftetelli de vardı orda. ama aaahh onları yakan önce Alihan oldu. keşke o sadece işini yapsaydı. şarkı söylemek herkesin işi değil. kırmızı bunu bir kez daha öğrenip saygı duydu. :Pp biraz gezdiler. yemek vakti gelmiş. kırmızı pek acıkamamıştı, yeterince doluydu karnı zaten. zaten kırmızı et ona göre de değildi. olsun! eşlik etti, aldı bişiler.. yemedi.. heidi'nin köpeğine attı. :) biraz dedikodu yaptılar yemek sırasında. yapmasalar ayıp olur..! biraz daha eğlendiler. yediklerini çıkarmak gerekti. esmer olan dile geldiiiiiiii ve arayış başladı.. --onlar giderken hakan dondurma istiyordu-- :))




piknik yerlerinde adettendir, tuvaletler pis olur. onlar da biliyordu. yine de bu kadarını ummamışlardı. sıra beklerken yine birbirleriyle dalga geçip sıradaki birkaç ablayı da güldürdüler. e onlar yine mutlu oldular. bir kapı açıldı. içerden bir teyze çıktı. insana 'paçalı donunun üstündeki etek nerde? böyle mi gelmiş teyze?' diye düşündürüyordu ama kimse bir şey demedi. denmezdi! sadece gülesi geldi onların -tebessüm ettiler. :) içerden acı feryat koptu! 'tuvaletler tıkanmışşşşşşşşşşşş!' (teyzenin tuvaletinin tıkandığını ayrıntılı görmüşlerdi ama burda ayrıntılı anlatmak olmaz, şimdi kibarca bu konu kırmızı tarafından geçildi.)

 feryadı duyan teyzelerden biri 'vay geberesicelerr!' diye tepki verince kırmızı kendini daha fazla tutamadı, kahkahayı bastı. sonra esmer de.. sonra teyze de.. sonra sıradaki herkes de.. kadınlardan bazıları 'keşke erkek olsaydık bak!' dediler.. kırmızı da esmer de 'neden olmayalım?' diye düşündüler.. BAY TUVALETİ! içeri gireceklerdi. boş görünüyordu nasılsa. kırmızı girdi. kapıların hepsi açıktı ama daha az açık olan bi tanesine nolur nolmaz diye tıklattı. içerdeki 'dolu' diyip bi de içerden tıklattı. :)) nasıl kaçacaklarını bilemediler.. ilk deneme olamamıştı. aslında maceraya ne gerek vardı. doğaya da yapabilirlerdi! yapamazlardıııııı...

gezdiler, gezdiler.. bi daha denemek lazımdı. planı yaptılar. hiç bakmadan gireceklerdi içeri. eğer içeri girince biri onları görürse ' ay burası erkek tuvaleti' deyip cıkacaklardı. görmezse girip işlerini görüp boş olduğundan emin oldukları anda da ellerini dışarda yıkamak üzere arkalarına bakmadan koşacaklar-dı. biri kapıyı tıklatırsa da 'dolu' demek yoktu. onların sesi erkek sesi değildi. 'sadece 'ehm ehm' yapar ya da o adam gibi içerden tıklatırız. ' diye anlaştılar. yine deneme vaktiydi. kırmızı önde esmer arkada girdiler. pisuvar! amcalar! 'aaaaah burası erkekler tuvaletiymiş zeyneppp nası bakmadan giriyoruz böyleeeeee..' -ve yine olmadı. niye böyle yapıyordu bu kızlar. gülmemeleri gerekiyordu. ama onlar bir araya gelince hep gülerdi ki. hem o pisuvarı da o amcaları da bir daha görmeyeceklerdi! döndüler...

-hakan hala dondurma istiyordu-

'gülü susuz senii aşksızz bırakmamm'
'aşk aşk aşk.. her yerde her şeyde aşk'
bir süre ağaçların arasında türk filmi çektiler. yine gülüyorlardı. yine eğleniyorlardı. seslerinin ne kadar çıktığı esmerin de umrunda değildi, kırmızının da.. zaten tuğba'nın da çok sesi çıkıyordu. :))
-necmettin'in çantası kayboldu.-

sonra oynayanlara baktılar. hala eğleniyorlardı. bikaç küçük liseli kızcağız onlara bakana kadar. neden bakıyorlardı acaba? çok mu bağırmışlardı? yok anlam veremediler. ama kızların onları da küçük sandığı belliydi. 'ilginç' dediler. ama bi yandan da kötü oynayan çocukların nasıl gaza geldiğini görmek için 'bak bak şu kırmızılı acayip oynuyo yaa' diye seslerini o kırmızılıya duyurup gaza getirip daha saçma oynamasını izlemekten de geri kalmıyolardı. kırmızılı çok kötüydü aslında!

ali kemal abla geldi. emre diye bi çocukcağız geldi. çiftetelli! oynamak güzeldi. emre oynarken muhabbet edenlerdendi. onu da sevdi kızlar. 'ablaamm' diyodu emre. 'çocuğuumm. artık sen de bizim bi evladımız sayılırsın:)' çiftetelli oynanırken helikopter saçlı ali kemal ablayla esmer birden kardeş oluverdi. kırmızılı hiç de kıskanmadı. niye kıskanacak zaten!!! oyun bitti..

küçük hatunlar hala bakıyordu. göz teması sağlandııı, bakışıldı bakışıldı.. ve esmer dayanamadı kaş göz yaptı. şimdi suçlu onlar olmuştu. 'bi sorun mu vardı?!' :)) bilmiyorlardı ki var mıydı? yoksa bu şımarık şeyler niye bakıyordu? :) esmer düşündü. çok basitti bunlar. koskocaydı onlar yahu kafaya bunu mu takıyodu? siniri geçti..
emre'ye 'iyi akşamlar' denildi.. emre de esnerken onlara 'haa haaa haaaaa' dedi. 'iyi akşamlar' demekti esnemecede bu. tebessüm edildi, arabaya binildi.. müzik açıldı.. şehre inildi..

hakan dondurmasını yedi.

necmettin'in çantası bulunamadı.

tuvalet de… :))



                                                         Eda Bayraktar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder