Adı Koyulamayan Gün
günün ilk
dakikalarında bolu'dakiyle konuşuyorlardı. onun çiçekli 'efil efil' yazlık
tumanını görüp sevdiler. bir iki de dedikodu yapıp kapattılar bilgisayarı. ne
kadar özlemişler onu. keşke o da olsaydı. esmerin sağ yanı boştu.
kırmızı
tonton olanın odasına geçtiler. aslında kırmızı'nın niyeti her zamanki
muhabbetlerden yapıp biraz gülmekti ama çok gezmek esmer olanı yormuş,
uyuyakalmayı tercih etti. birkaç saat sonra kırmızı olan da uykuya dalmıştı.
sabah
helikopter saçlının 'gerizekalılarr…' diye cıngışmasıyla irkildiler. kırmızı
olanın ablasıydı helikopter saçlı. az sonra hakan da geldi. hiç bir yerden
eksik kalmaz ki. sesi de boru gibi. isterseler uyanmasınlar..dı.. uyandılar..
:)) 'ya seni var yaa...' şeklinde başlayan birkaç cümleden sonra yataktan da
kalktılar. yüz yıkamasıydı, giyinmesiydi, makyajıydı, saçıydı derken banyoyu
işgal ettiler. hakan banyoya girmeyi yasaklayınca kırmızı olan salondaki aynayı
kullandı. aynasız olmaz ki.. esmer olan da işini orda tamamladı. 'hadi,
hadi…!!' diye diye çıkardılar evden. olsun! arabada da dikiz aynası var.. :))
çınar'a
gittiler. 9 buçuk metre neredeyse çevresi. esmer olan bayıldı ağaca. altında
kahvaltı yapmak gibisi mi var zaten? kırmızı olan kendini kahvaltıya vermiş,
gördüğü şeye bir daha bakıp vakit kaybetmedi. aklınca (!).. bu kız bir gün
patlardı. kahvaltının sonunda da öyle oldu. patlayacaktı sanki… 'ali kemal
abla'nın arkasından arabaya yürüyüp bindiler. açtılar müziği de. cıngışa cıngışa
kirazlı'ya gitmenin vakti
park
dinlediler. 'kalbin birine takılırsa hemen atlaaa..' sevdiler şarkıyı.
nil dinlediler.
onun her şarkısı güzel zaten.
ooy! yanlış
yola sapmışlar. yüksek seste müzik dinleyip bağıra bağıra eşlik etmeleri için
az daha vakit doğdu. buna da sevindiler. bağırmaya devam ettiler. 'içkiiii
nediiiirrr bilmezdiiimm...' çok özlemişler, uzunca (!) bir süredir
bağrışmamışlar gibi. yol bitti, indiler. esmer olan hırka almayı, aylan'dan
istemeyi unutmuş. üşüyecekti...
kurulu bir
ses düzeni gördüler. e buna da sevindiler. ses düzeni varsa oynancak bir
çiftetelli de vardı orda. ama aaahh onları yakan önce Alihan oldu. keşke o
sadece işini yapsaydı. şarkı söylemek herkesin işi değil. kırmızı bunu bir kez
daha öğrenip saygı duydu. :Pp biraz gezdiler. yemek vakti gelmiş. kırmızı pek
acıkamamıştı, yeterince doluydu karnı zaten. zaten kırmızı et ona göre de
değildi. olsun! eşlik etti, aldı bişiler.. yemedi.. heidi'nin köpeğine attı. :)
biraz dedikodu yaptılar yemek sırasında. yapmasalar ayıp olur..! biraz daha
eğlendiler. yediklerini çıkarmak gerekti. esmer olan dile geldiiiiiiii ve
arayış başladı.. --onlar giderken hakan dondurma istiyordu-- :))
piknik
yerlerinde adettendir, tuvaletler pis olur. onlar da biliyordu. yine de bu
kadarını ummamışlardı. sıra beklerken yine birbirleriyle dalga geçip sıradaki
birkaç ablayı da güldürdüler. e onlar yine mutlu oldular. bir kapı açıldı.
içerden bir teyze çıktı. insana 'paçalı donunun üstündeki etek nerde? böyle mi
gelmiş teyze?' diye düşündürüyordu ama kimse bir şey demedi. denmezdi! sadece
gülesi geldi onların -tebessüm ettiler. :) içerden acı feryat koptu! 'tuvaletler
tıkanmışşşşşşşşşşşş!' (teyzenin tuvaletinin tıkandığını ayrıntılı görmüşlerdi
ama burda ayrıntılı anlatmak olmaz, şimdi kibarca bu konu kırmızı tarafından
geçildi.)
feryadı duyan teyzelerden biri 'vay
geberesicelerr!' diye tepki verince kırmızı kendini daha fazla tutamadı,
kahkahayı bastı. sonra esmer de.. sonra teyze de.. sonra sıradaki herkes de..
kadınlardan bazıları 'keşke erkek olsaydık bak!' dediler.. kırmızı da esmer de
'neden olmayalım?' diye düşündüler.. BAY TUVALETİ! içeri gireceklerdi. boş
görünüyordu nasılsa. kırmızı girdi. kapıların hepsi açıktı ama daha az açık
olan bi tanesine nolur nolmaz diye tıklattı. içerdeki 'dolu' diyip bi de
içerden tıklattı. :)) nasıl kaçacaklarını bilemediler.. ilk deneme olamamıştı.
aslında maceraya ne gerek vardı. doğaya da yapabilirlerdi! yapamazlardıııııı...
gezdiler,
gezdiler.. bi daha denemek lazımdı. planı yaptılar. hiç bakmadan gireceklerdi
içeri. eğer içeri girince biri onları görürse ' ay burası erkek tuvaleti' deyip
cıkacaklardı. görmezse girip işlerini görüp boş olduğundan emin oldukları anda
da ellerini dışarda yıkamak üzere arkalarına bakmadan koşacaklar-dı. biri
kapıyı tıklatırsa da 'dolu' demek yoktu. onların sesi erkek sesi değildi.
'sadece 'ehm ehm' yapar ya da o adam gibi içerden tıklatırız. ' diye
anlaştılar. yine deneme vaktiydi. kırmızı önde esmer arkada girdiler. pisuvar!
amcalar! 'aaaaah burası erkekler tuvaletiymiş zeyneppp nası bakmadan giriyoruz
böyleeeeee..' -ve yine olmadı. niye böyle yapıyordu bu kızlar. gülmemeleri
gerekiyordu. ama onlar bir araya gelince hep gülerdi ki. hem o pisuvarı da o
amcaları da bir daha görmeyeceklerdi! döndüler...
-hakan hala
dondurma istiyordu-
'gülü susuz
senii aşksızz bırakmamm'
'aşk aşk
aşk.. her yerde her şeyde aşk'
bir süre
ağaçların arasında türk filmi çektiler. yine gülüyorlardı. yine eğleniyorlardı.
seslerinin ne kadar çıktığı esmerin de umrunda değildi, kırmızının da.. zaten
tuğba'nın da çok sesi çıkıyordu. :))
-necmettin'in
çantası kayboldu.-
sonra
oynayanlara baktılar. hala eğleniyorlardı. bikaç küçük liseli kızcağız onlara
bakana kadar. neden bakıyorlardı acaba? çok mu bağırmışlardı? yok anlam
veremediler. ama kızların onları da küçük sandığı belliydi. 'ilginç' dediler.
ama bi yandan da kötü oynayan çocukların nasıl gaza geldiğini görmek için 'bak
bak şu kırmızılı acayip oynuyo yaa' diye seslerini o kırmızılıya duyurup gaza
getirip daha saçma oynamasını izlemekten de geri kalmıyolardı. kırmızılı çok
kötüydü aslında!
ali kemal
abla geldi. emre diye bi çocukcağız geldi. çiftetelli! oynamak güzeldi. emre
oynarken muhabbet edenlerdendi. onu da sevdi kızlar. 'ablaamm' diyodu emre.
'çocuğuumm. artık sen de bizim bi evladımız sayılırsın:)' çiftetelli oynanırken
helikopter saçlı ali kemal ablayla esmer birden kardeş oluverdi. kırmızılı hiç
de kıskanmadı. niye kıskanacak zaten!!! oyun bitti..
küçük
hatunlar hala bakıyordu. göz teması sağlandııı, bakışıldı bakışıldı.. ve esmer
dayanamadı kaş göz yaptı. şimdi suçlu onlar olmuştu. 'bi sorun mu vardı?!' :))
bilmiyorlardı ki var mıydı? yoksa bu şımarık şeyler niye bakıyordu? :) esmer
düşündü. çok basitti bunlar. koskocaydı onlar yahu kafaya bunu mu takıyodu?
siniri geçti..
emre'ye 'iyi
akşamlar' denildi.. emre de esnerken onlara 'haa haaa haaaaa' dedi. 'iyi
akşamlar' demekti esnemecede bu. tebessüm edildi, arabaya binildi.. müzik
açıldı.. şehre inildi..
hakan
dondurmasını yedi.
necmettin'in
çantası bulunamadı.
tuvalet de…
:))
Eda Bayraktar

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder