ARKASINDAN SONRASI ve ÜÇ KUTU UYKU HAPI
o
akşam beni aradığınızı varsayarsak
sakarya'ya
bira içmeye çağırdığınızı ya da bilmem kimin evine playstation oynamaya
ya da ders
çalışmaya
veya bir
sevgilimin olduğunu varsayarsak eğer
şu an
ellerimde üç kutu uyku hapı değil de bira bardağı ya da playstation kolu,
kalem ya da
sevgilimin elleri olurdu
şu an
istesem yüzyıllardır insanoğlunun merak ettiği tüm soruların cevabına
kavuşabilirim
yıllardır
metafizikçilerin, din adamlarının, filozofların kafa patlattığı soruların
cevabına
ölümden
sonra hayat var mı?
ruh var mı?
ölünce ruh
bedenden ayrılır mı?
ölen
bedenlere ne oluyor ya da ruhlara?
tüm varlık
felsefesi avucumun içinde
şu an
istesem tüm bu soruların cevabına bir çırpıda ulaşabilirim
yaşamak ya
da ölmek bir tercih meselesi
dünyaya
gelirken herhangi bir irade sahibi değil hiç kimse
ben şu
yaşıma kadar “dünyaya bilerek ve isteyerek geldim, çok da iyi oldu, güzel de
oldu” diyen kimseyi görmedim
ama ölüm
öyle değil
ölüm tam
olarak bir tercih meselesi
sanki çok
uyuma problemi yaşıyormuş gibi önce bir tane uyku hapı içip ardından tüm
kutuları bitirmek
camı açıp
bizimkiler dizisindeki baykuş gibi dışarı bakar gibi yaparak
-dışarıda
hayat var çünkü, dahil olamadığımız bir sürü hayat.-
birden aşağı
atlamak
bileklerini
kesmek
ucuz bi
doldurma parfüm dükkanına girmiş gibi ocağı açıp gazı koklamak
“ben kendimi
pikachu zannediyordum aslında” deyip balkondan atlamak
boş
şırıngayı damara basmak
ölü bedenini
bulacak insanları hiç düşünmeden kendini asmak
hepsi bir
tercih meselesi
ve şu an
ölüm benim keyfimi beklemekte
-azrail faktörünü
saymazsak-
istesem her
an ölüme çat kapı gidebilirim
“ocakta
yemeğim var, çok oturmayacağım” deyip saatlerce evinizde oturan komşu teyzeler
gibi
evet.
evet, bu
yazı bir türlü kendini topluma benimsetememiş birinin yazıları.
kardeşi
olunca üzerindeki ilgi azalan
ilkokulda
bir sürü barbie bebeği olmasına rağmen sınıfa barbie bebeğini getirip oynayan
kıza imrenerek bakan
-çünkü onda
o kadar özgüven yok-
ortaokulda
yaşıtları biriyle çıkarken,
yani
tenefüslerde bir sağ bir sola hiçbir şey konuşmadan yürürken,
kimsenin onla çıkmak istemediği
lisede
konuşmalara dahil olamadığı için en arka sırada oturup kitap okuyan
son sınıfta
belki üniversite farklı olur, orada yeniden başlarım her şeye umuduyla
deli gibi
çalışan
ve kendi
şehrinden uzak bir özel okulu kazanan
kendini
sevdirecek ve sevecek adam gibi birini bulamayan
arkadaş
ayrılması olduğu en yakın arkadaşının bir önceki sene beraber kurdukları
hayallerin hepsini bir bir gerçekleştirirken
kendisinin
hala oturup ders çalıştığı
hala bir
şeyler olmayı becerememiş birinin yazıları bunlar
“bireyin
mutluluğu, içinde bulunduğu topluma bağlıdır” der sıkıcı mavi kaplı bir kitap
aynı havayı
soluduğu, aynı toprak parçası üzerinde yaşadığı, aynı dili konuştuğu insanlara
yardım etmeyi denemiş bir insanın yazıları
yaşlı
teyzeleri karşıdan karşıya geçirirken yankesici muamelesine uğrayan
çocuklarla
oyun oynayayım derken yalçın abi'ye çıkan çocuk kaçırıcısı insanlarla bir
tutulan
annesine
sevgi gösterisi yaptığında “gene ne parası isteyeceksin?” tepkisiyle karşılaşan
ülkesindeki
bazı şeylerin gidişatını beğnemeyip eylem yaparken biber gazı yutan
her şekilde,
her yerde yanlış anlaşılan birinin yazıları
evet.
ve şu an,
muhtemel ebedi sonsuzluğa, huzura kavuşmak için ne ailesine ne komşularına ne
okula ne arkadaşlarına ne de devlete muhtaç olan birinin yazıları.
Gözem Turan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder