9 Mart 2012 Cuma

Aşkın Dört Yanılgısı


Aşkın Dört Yanılgısı




Şapkalı adamın beyninin bütün odaları tek bir kadın tarafından işgal edilmişti. En karanlık arzularından, en aydınlık hayallerine uzanan koridorda sadece tek bir kadın vardı. Her düşünce odasında bambaşka bir hale bürünebilirdi bu kadın. Yeteneklerinin gücünün ve yapabileceklerinin sınırının olmadığı gibi, zor beğenen, zeki bir adamı eğlendirebilecek kadar renkli bir kadındı bu...

Şapkalı adam, binbir şekle giren bu kadına hayrandı. Ama bu kadın karşısında çırılçıplak kalan beyin ondan nefret etmiş ve onu kovmaya ant içmişti. Sonunda adam korkularını kullanmaya karar verdi. Çünkü bu kadının korkularına pek dokunmaz, onu mahçup etmezdi. Beyin de bunu yapacaktı sonunda. Başarılı oldu.

Ve adam deli gibi korkmaya başladı.Kadın da beyinle anlaşma yaptı. Anlaşmaya göre beyin binbir kadınla doldurulacaktı.Beyin curcunaya döndü. Farklı farklı güzel, çirkin, iyi, kötü binlerce kadın... Çoğalıp farklılaştıkça aynılaşan etkisi...Öndeki gösterişli odalar doldu taştı, arka odalar ise boş kaldı.

Renk renk, çeşit çeşit kadın... İkisi de çok mutluydu. Bu panayırın tadını çıkardılar. Ta ki oyunların sahte ve yalan olduğunu fark edinceye kadar... Hani dese birine, "Beynimde gezintiye çık biraz"... Uzaklaşsa tamamen, kaybolup gidecekti kadınlar... Ama o nerdeydi, yalvardı beyne, beyin bilmedi... O da olmadığına yemin etti.

Şapkalı sonunda hasta oldu.Günden güne eriyordu. Beyninde kaybolan, güzellik ve ahenk yerine çıkan kargaşa ve çirkinlikler onu yok ediyordu.Öleceğini biliyordu ama.

Kim bilir ne kadar uzaktaydı.Kalbi son gücüyle onu kargaşadan kurtarıyordu.Kendisinin saklandığını fısıldadı. Eğer kulak verirse atışlarında onu bulabileceğini söyledi.

Şaşırdı adam... Bu kadar yakındayız, onu nasıl bulamadım, dedi kalbine. Eğer sesine kulak vermezsen kalpte ne olduğunu asla bilemezsin dedi.Ve sonra beyin öldü.Adam, kadın ve kalp, hep beraber yaşadılar ve bu onlara yetti...



Begüm Bergil

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder