Aşkın
Dört Yanılgısı
Şapkalı adamın beyninin bütün
odaları tek bir kadın tarafından işgal edilmişti. En karanlık arzularından, en
aydınlık hayallerine uzanan koridorda sadece tek bir kadın vardı. Her düşünce
odasında bambaşka bir hale bürünebilirdi bu kadın. Yeteneklerinin gücünün ve
yapabileceklerinin sınırının olmadığı gibi, zor beğenen, zeki bir adamı
eğlendirebilecek kadar renkli bir kadındı bu...
Şapkalı adam, binbir şekle
giren bu kadına hayrandı. Ama bu kadın karşısında çırılçıplak kalan beyin ondan
nefret etmiş ve onu kovmaya ant içmişti. Sonunda adam korkularını kullanmaya
karar verdi. Çünkü bu kadının korkularına pek dokunmaz, onu mahçup etmezdi.
Beyin de bunu yapacaktı sonunda. Başarılı oldu.
Ve adam deli gibi korkmaya
başladı.Kadın da beyinle anlaşma yaptı. Anlaşmaya göre beyin binbir kadınla
doldurulacaktı.Beyin curcunaya döndü. Farklı farklı güzel, çirkin, iyi, kötü
binlerce kadın... Çoğalıp farklılaştıkça aynılaşan etkisi...Öndeki gösterişli
odalar doldu taştı, arka odalar ise boş kaldı.
Renk renk, çeşit çeşit
kadın... İkisi de çok mutluydu. Bu panayırın tadını çıkardılar. Ta ki oyunların
sahte ve yalan olduğunu fark edinceye kadar... Hani dese birine, "Beynimde
gezintiye çık biraz"... Uzaklaşsa tamamen, kaybolup gidecekti kadınlar...
Ama o nerdeydi, yalvardı beyne, beyin bilmedi... O da olmadığına yemin etti.
Şapkalı sonunda hasta
oldu.Günden güne eriyordu. Beyninde kaybolan, güzellik ve ahenk yerine çıkan
kargaşa ve çirkinlikler onu yok ediyordu.Öleceğini biliyordu ama.
Kim bilir ne kadar
uzaktaydı.Kalbi son gücüyle onu kargaşadan kurtarıyordu.Kendisinin saklandığını
fısıldadı. Eğer kulak verirse atışlarında onu bulabileceğini söyledi.
Şaşırdı adam... Bu kadar
yakındayız, onu nasıl bulamadım, dedi kalbine. Eğer sesine kulak vermezsen
kalpte ne olduğunu asla bilemezsin dedi.Ve sonra beyin öldü.Adam, kadın ve
kalp, hep beraber yaşadılar ve bu onlara yetti...
Begüm
Bergil

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder