9 Mart 2012 Cuma

Suç ve Ceza


SUÇ ve CEZA


Ülkemizin eğitim sisteminde, tarih bilgisine çok önem verilmekle birlikte yakın geçmişimiz üniversite yıllarına kadar neredeyse hiç öğretilmemektedir. Oysa yakın geçmişimizde   günümüz Türkiye’sinin siyasi yelpazesini şekillendiren birçok önemli olay yaşanmıştır. Gelin bunlardan biri olan 1960 Darbesi ve Adnan Menderes’in idamı sürecine eleştirel bir göz atalım…
Ülkede 27 yıl süren Cumhuriyet Halk Partisi iktidarından sonra çok partili döneme geçilmesiyle 1950 seçimlerinde Demokrat Parti iktidara geldi. İktidarının birinci döneminde ülkeye başarılı bir ekonomi ve iyi bir iç-dış politika süreci yaşatan DP, Atatürk’ün gençliğe hitabesinde bahsettiği gibi iktidar olmanın gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanetine kapılmış olacak ki ikinci döneminde aynı başarıyı gösteremiyor. Balkanlarla işbirliği sağlayamıyor, CENTO’ya üye olup Arap dünyasının kızgınlığını kazanıyor ve Kıbrıs Meselesi’ni çözümleyemiyor. Bu dış sorunlar içeride de iktidara tepki duyulmasına neden oluyor. Ankara ve İstanbul’da öğrenci hareketleri gerçekleşiyor  ve bu iki şehirde sıkı yönetim ilan ediliyor, muhalefetin tepkilerini kısıtlamak için basın baskı altına alınıyor. Bu karışık ortam üzerine bir de Atatürk’ün Selanik’teki evinin Yunanlılar tarafından bombalandığı haberi , halkın zengin Rumlar’a karşı hissettiği olumsuz duyguları arttırdı.Buna Kıbrıs Meselesi’nin doğurduğu milli hassasiyet de eklenince 6-7 Eylül 1955 olayları engellenemedi-kim bilir belki de engellenmek istenmedi-.
Bu olaylar İstanbul, Ankara ve İzmir’de gerçekleşti, birçok Rum’un ev ve işyerleri tahrip edildi, olaylar ancak askeri müdahale ile bastırılabildi. Bu olaylar ve özellikle Ankara ve İstanbul’da ilan edilen sıkı yönetim DP’nin baskıcı yönetimiyle ilgili bardağı taşıran son damla oldu. Bu olaylarda ihmali görülen askeri ve siyasi yetkililer görevden alındılar. 27 Mayıs 1960’ta gerçekleşecek olan darbede DP’nin ileri gelenleri bu isyanı planladıkları gerekçesiyle Yassıada’da yargılanacaktı. Bu darbenin gerekçesi DP’nin ülkeyi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürmesiydi. Birçok DP’li tutuklandı.Suçlamalar anayasayı ihlal ve yolsuzluktu.Ancak demokrasinin tehlikede olduğunu düşünerek askeri müdahale yapan Milli Birlik Komitesi’nin bundan sonra 16 ay süren yönetiminin de çok demokratik olduğu iddia edilemez, üstelik bu darbe kendisinden sonra tabiri caizse çocuk oyuncağı gibi 10 yılda bir gerçekleşecek olan askeri darbelerin önünü açmıştır.
Kanaatimce iktidarı boyunca DP’nin en büyük iki hatası; ülke ekonomisini dışa bağımlı hale getirmek ve Amerika’nın gözüne girip NATO’ya üyelik kazanmak için hiçbir alakası olmayan Kore Savaşı’na Türk askerini göndermesi olmuştur. Bu hatalar, karışıklıklar,gerici sayılabilecek icraatlar nedeniyle tutuklanan  DP’lilerin yaklaşık 1 yıl süren yargılanmaları sonucu 15 sanık idama,31’i müebbet hapse,418’i çeşitli hapis cezalarına mahkum edilir,123 kişi de aklanır.İdam cezalarından 3’ü onaylanır. DP hükümetinin hataları elbette cezalandırılmalıydı ancak cezalar verilirken sanıkların zamanında ülkeye tarımı geliştirmek, birçok yol, liman yapmak, fabrikalar kurmak gibi yararlı hizmetlerde de bulunan eğitimli aydın kişiler olmaları göz önünde bulundurulmalıydı. Sonuç olarak  Hasan Polatkan, Fatin Rüştü Zorlu ve Adnan Menderes’in cezaları idam olmamalıydı.Bakın Menderes’in oğlu Aydın Menderes yaşadığı acıyı nasıl betimliyor: “Birinin siz yaşarken elini göğüs kafesinizden içeri sokup, kaburgalarınızı kıra kıra ciğerinizi söküp alması gibiydi…” Bundan daha gerçek nasıl anlatılabilirdi 15 yaşında bir gencin babasının idamını yaşayışı bilemiyorum. Hatalar yapılır bedelleri ödenir ancak hiçbir hatanın bedeli bir ‘insanın’ yaşamını yitirmesi olmamalıdır.   
Ama ve lakin gelin görün ki adaletin kılıcı keskindi ve yıllar geçse de unutulmayan kimilerinin pişmanlık bile duymadığı kimilerinin ise hatırladıkça içini burkan bu acı ceza ile Türkiye ve dünya ilk kez bir başbakanın idamına şahit oluyordu ve bu olay Türkiye Cumhuriyeti tarihine kara lekeler olarak yazılacak askeri darbeler ve idamların başlangıcı oluyordu.
Gamze YILDIRIM                                                                                                                      

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder